Hiç düşündünüz mü, neden fiziksel bir rahatsızlık yaşadığımızda sağlık kuruluşuna başvurmak çoğu zaman doğal karşılanırken psikolojik bir sorun yaşadığımızda yardım istemek daha zor olabiliyor?
Neden bazı insanlar yaşadıkları güçlükleri yakınlarıyla kolayca paylaşabiliyorken, bazı insanlar uzun süre kimselere anlatmamayı tercih ediyor?
Bu gibi sorular, psikolojik yardım arama sürecinde kişinin yaşadığı güçlüğü çözmesini geciktirebilir.
İnsan yaşamının farklı dönemlerinde kaygı, yoğun stres, çökkün duygu durumu, yas, travmatik yaşantılar veya başka psikolojik güçlükler ile karşılaşabiliyor çünkü bunlar hayatın içerisinde var.
Bu güçlükler bazı kişilerin yaşamında geçici olabiliyorken, bazı kişilerinse yaşamını, ilişkilerini, işlevselliğini ve yaşam kalitesini belirgin biçimde etkileyebiliyor.
Bu noktada asıl önemli olan, psikolojik rahatsızlığı kişinin karakterinin veya kişiliğinin bir parçası olarak değerlendirmemektir.
Bir kişinin depresyon yaşaması onun “depresif bir insan” olduğu anlamına gelmediği gibi, yoğun kaygı yaşaması da onun “güçsüz” veya “dayanıksız” olduğu anlamına gelmez. Çünkü insanlar yaşadığı güçlükten ibaret değildir. Bir psikolojik rahatsızlık yaşamak ise kişinin kimliğinin tamamını ortaya koymaz.
Psikolojik rahatsızlıklarla ilgili toplumdaki bazı önyargılar, kişinin kendisini ve yaşadığı güçlüğü nasıl değerlendirdiğini etkileyebiliyor.
Toplumun psikolojik rahatsızlıklara yönelik tutumlarını inceleyen bir araştırmada, psikolojik rahatsızlığı olan bireylere yönelik olumsuz değerlendirmelerin dışlama, kısıtlama, etiketleme ve damgalama biçiminde ortaya çıkabildiği belirtilmiştir. Yine bu araştırma, bazı bireylerin psikolojik rahatsızlığı olan kişileri tehlikeli olarak algıladıkları ve bu algının olumsuz tutumlarla ilişkili olduğunu bildirmektedir.
Damgalama yalnızca kişinin çevresi tarafından nasıl değerlendirildiği ile sınırlı değildir.
Zaman içinde kişi, çevresinden duyduğu olumsuz değerlendirmeleri kendisiyle ilgili düşüncelerinin bir parçası hâline getirebilir.
Bu düşünceler kişinin yaşadığı psikolojik güçlüğü beslerken utanç, gizleme ve yalnız kalmaya çalışma tutumlarını da geliştirebilir.
Psikolojik destek alma kararı her zaman kolay olmayabildiği gibi, kişi yaşadığı güçlüğün farkında olsa bile yardım istemeyi erteleyebilir.
İşte görüldüğü üzere bu düşünceler, kişinin ihtiyaç duyduğu profesyonel desteğe ulaşmasını geciktirmesine sebep olabiliyor.
İncelenen araştırmalarda bilgi eksikliği, korku ve önyargıların psikolojik sorunlar yaşayan bireylerin sağlık kuruluşlarına başvurmasının önünde engel oluşturabildiği belirtilmektedir.
Oysa psikolojik destek almak, kişinin kendisine bir etiket koyması anlamına gelmiyor.
Elbette kişilerin hayatında zorlantılar olur ve bu zorlantılar:
İşte bu noktada kişinin profesyonel destek almak istemesi, kendisine bu konularda ya da yaşadığı başka sorunlarda yardım etmesi anlamını taşır.
Dolayısıyla psikolojik destek yalnızca belirli bir tanıya sahip kişiler için değil; kişinin yaşadığı psikolojik güçlüklerin günlük yaşamını etkilemeye başladığı farklı durumlarda da başvurulabilecek bir destek alanıdır.
Psikolojik sorunlar söz konusu olduğunda sık karşılaşılan düşüncelerden biri, kişinin yaşadığı güçlüğü tek başına aşması gerektiğidir. Bununla da kişi şöyle düşüncelerde olabilir:
Ancak kişinin yardım istemesi güçsüz olduğu anlamına gelmediği gibi, aksine yaşadığı güçlüğü fark edip ihtiyaç duyduğu desteği araması, kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesinin bir parçasıdır.
Nasıl ki fiziksel bir rahatsızlık yaşanıldığı zaman uygun sağlık hizmetine başvurmak doğal karşılanıyorsa, psikolojik açıdan yaşanan ve kişinin yaşamını etkileyen güçlüklerde de profesyonel destek aramak aynı şekilde ele alınmalıdır.
Yakınlarımızın psikolojik olarak zorlandığını fark ettiğimizde ne söyleyeceğimizi bilemeyebiliriz. Bazen iyi niyetle söylediğimiz cümleler kişinin yaşadığı güçlüğün küçümsendiğini hissetmesine de sebep olabilir.
Burada amaç kişiye hemen bir çözüm sunmak değil, öncelikle yaşadığı güçlüğün fark edildiğini ve yargılanmadan dinlenebileceğini hissettirmek ve doğru bir şekilde profesyonel destek alabilmeye yönlendirmektir.
Psikolojik rahatsızlıklar hakkında konuşurken kullandığımız dil, bu rahatsızlıklara ve onları yaşayan bireylere yönelik tutumlarımızın bir parçasıdır. Bir kişiyi yalnızca yaşadığı psikolojik rahatsızlık üzerinden tanımlamak yerine, psikolojik bir rahatsızlık yaşayan bir birey olarak görmek önemlidir. Çünkü kişinin yaşadığı psikolojik güçlük, onun kimliğinin tamamı değildir.
Bir kişinin yaşamında psikolojik bir rahatsızlığın bulunması onun ilişkilerini, yeteneklerini, sorumluluklarını, değerlerini ve yaşamındaki diğer alanları ortadan kaldırmaz. Bu nedenle psikolojik rahatsızlıklar hakkında daha doğru, yargılayıcı olmayan ve kişiyi merkeze alan bir dil kullanmak; damgalamanın azaltılması açısından önemli bir adımdır.
Psikolojik bir rahatsızlık yaşamak, kişinin zayıf veya yetersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen yaşam koşulları, bazen yaşanan deneyimler, bazen de birden fazla etkenin bir araya gelmesi psikolojik olarak zorlanmamıza neden olabilir. Önemli olan bu güçlüğü görmezden gelmek veya saklamak değil; ihtiyaç duyulduğunda uygun desteğe ulaşabilmektir. Psikolojik destek almak bir etiket değil, kişinin yaşadığı güçlüğü anlamasına, ihtiyaçlarını fark etmesine ve yaşamını yeniden düzenlemesine yönelik profesyonel bir destek sürecidir. Belki de psikolojik rahatsızlıklar konusunda değiştirmemiz gereken ilk şey, bu rahatsızlıklara ve onları yaşayan insanlara nasıl baktığımızdır. Çünkü bir insanın yaşadığı psikolojik rahatsızlık, onun kim olduğunun tamamı değil, zorlandığı yerin çözülme ihtiyacıdır.