Çocuklarda insomni; uykuya dalma güçlüğü, yatma zamanı sorunları ve gece sık uyanmaları ile kendini gösterir. Üç yaşın altındaki çocukların yaklaşık %20–30’unda bu belirtiler görülmektedir. Yatma zamanı sorunları; yatağa gitmeyi reddetme, yatakta kalmayı istememe, uyku rutinine katılmayı reddetme ve ışıklar kapandıktan sonra su, sarılma ya da hikâye isteme gibi tekrar eden talepleri içerir.
Araştırmalar, uyku sorunlarının çocuklarda duygusal, bilişsel, davranışsal ve akademik işlevleri olumsuz etkilediğini; ayrıca obezite gibi önemli sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bunun yanında çocuklardaki uyku problemleri ebeveynlerin gündüz işlevselliğini ve ruh sağlığını da belirgin şekilde etkiler.
Çalışmalarda,ergenlerde insomniye en sık katkıda bulunan etkenlerin stres ve depresif duygu durum olduğunu göstermiştir. Bunlar duygu durumunu, dikkat süresini ve ağrı algısını olumsuz etkilemektedir.
Her yaşta insomni; atopik dermatit, gastroözofageal reflü, süt alerjisi, huzursuz bacak sendromu, uyku apnesi ve gecikmiş veya ileri sirkadiyen ritim bozuklukları gibi tıbbi durumlarla ilişkili olabilir.
Çocuklarda uyku hijyeninin en önemli bileşenlerinden biri düzenli bir yatma rutini oluşturmaktır. Yatma rutini; yatmadan hemen önce her gece aynı sırayla yapılan 3–6 sakin etkinlikten oluşur. Bunlar banyo yapmak, pijama giymek, diş fırçalamak, kitap okumak ve ışıkları kapatmak gibi uygulamalardır.
Araştırmalar düzenli bir yatma rutininin:
Yalnızca üç gece içinde uykuya dalma süresi ve gece uyanmalarında anlamlı düzelme gözlenmiştir.
Davranışsal Tedavi Yaklaşımları
Küçük ve okul çağındaki çocuklarda kullanılan diğer yöntemler arasında standart söndürme (extinction), kademeli söndürme, uyku çağrışımlarını değiştirme ve olumlu pekiştirme yer alır.
Daha büyük çocuklar ve ergenlerde ise erişkinlerde kullanılan Bilişsel Davranışçı Terapi-İnsomni (CBT-I) tekniklerine benzer yöntemlerden yararlanılır. Bunlar:
Tedavide ilk basamak CBT-I ve uyku hijyenidir. Çok seçilmiş olgularda melatonin gibi ilaçlar kullanılabilir. Günümüzde çocukluk çağı insomnisi için ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmış herhangi bir farmakolojik tedavi bulunmamaktadır.
Olumsuz uyku çağrışımlarının ortadan kaldırılmasında tutarlılık temel başarı unsurudur. Ancak birçok ebeveyn uzun süre ağlayan çocuğunu duymanın son derece stresli olduğunu ifade eder. Bu nedenle standart söndürme yöntemi (çocuğu yatağa koyup güvenliği sağlandıktan sonra kendi kendine uykuya dalmasına izin verme) her aile için uygun olmayabilir.
Kademeli söndürme yönteminde:
Amaç, olumsuz davranışları azaltarak çocuğun kendi başına uykuya dalmasını ve gece uyandığında tekrar kendi kendine uyuyabilmesini sağlamaktır.
Çocukluk çağı insomnisinde sınır koyma becerisi mutlaka değerlendirilmelidir. Sürekli isteklerde bulunma, yataktan çıkma ve yatakta kalamama gibi davranışlar yeterli sınırların olmamasıyla ilişkilidir. Tutarlı sınırlar oluşturulmadığında uykuya dalma ve uykuyu sürdürme güçleşir.
Bazı ebeveynler davranışsal uyku tedavilerinin bağlanma, güven duygusu veya ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olacağından endişe eder. Ancak yapılan derlemelerde bu kaygıları destekleyen herhangi bir kanıt bulunmamıştır.
35 tedavi çalışmasının incelendiği bir derlemede çocuk üzerinde sistematik olumsuz etki saptanmamıştır. Aksine çocukların ruh hali, gündüz davranışları ve mizaçlarında iyileşmeler bildirilmiştir.
Benzer şekilde ebeveyn-çocuk ilişkisini inceleyen çalışmalar da davranışsal uyku tedavilerinin zararlı olmadığını; tam tersine bağlanma güvenliğini, ebeveyn-çocuk etkileşimini ve anne-çocuk bağını güçlendirdiğini göstermiştir.
Sonuç
Davranışsal uyku bozuklukları hem çocuklarda hem erişkinlerde sık görülür ve yaşamın tüm alanlarını etkiler. Erişkinlerde akut insomninin kronikleşmesini açıklayan üç faktör modeli müdahale hedeflerini belirlemede yararlıdır.
CBT-I erişkinlerde altın standart tedavidir ve çocuklar ile ergenlerde bunun yaşa uygun uyarlanmış şekli ilk tercih edilen tedavidir. Hem çocuklarda hem erişkinlerde etkili ve güvenli olduğu gösterilmiştir.
Tedavi her aileye özgü planlanmalı; yatkınlaştırıcı, başlatıcı ve sürdürücü etkenler belirlenmeli, erken tanı konulmalı ve kültürel özellikler göz önünde bulundurulmalıdır. Dünya genelindeki en önemli sorunlardan biri davranışsal uyku tıbbı konusunda eğitimli uzman sayısının yetersiz olmasıdır.